Veneto Bölgesi’nin en güzel şehirlerinden biri Verona, Venedik ve Milano gibi popüler iki şehrin arasında, kuzey İtalya rotasına girmeyi fazlasıyla hakkeden bir şehir. Verona’da gezilecek yerler derli toplu, günübirlik ziyaretçileri de memnun edecek türden. Küçük meydanlar, büyük kiliseler, şık vitrinler, nehir kenarı yürüyüşleri, güzel gün batımları ve tercihen araya yerleştireceğiniz bir ya da iki müze ile Verona’dan mutlu ayrılmamak pek mümkün değil. İster günübirlik ziyaret, isterseniz bir gece konaklamalı bir seyahat olsun Verona gezi rehberinizde olursa iyi olurlar ve olmazsa da sorun değiller listemi derliyorum.


Verona’ya Ulaşım- Verona’da Ulaşım:
Verona’nın bir güzelliği de ülkemizden direkt uçuş olmamasına rağmen etrafındaki üç şehre uçup, tren ya da otobüs ile kolayca ulaşılabilir olması. Venedik, Milano ya da Bergamo üçlüsü Verona’ya gitmek için ilk adım.
- Venedik- Verona yaklaşık 1,5 saat
- Milano-Verona yaklaşık 2 saat
- Bergamo-Verona yaklaşık 1,5 saat


İster tren ister otobüs ile yolculuk edin, varış noktası Verona Tren İstasyonu. Şehir merkezi ile tren istasyonu arası da yürüyerek yarım saat sürüyor. Dilerseniz otobüs dilerseniz de taksi ile merkeze geçebilirsiniz. Taksi ise ortalama 13€ civarı tutacaktır.
Verona içinde ise toplu taşımaya hiç ihtiyaç duymayacaksınız. En fazla yürüyeceğiniz nokta Adige Nehri’nin karşı yakasında Castel Pietro olacaktır. Yokuş çıkmak istemiyorsanız buraya da füniküler ile çıkabilirsiniz.


Verona’da Konaklama:
Tarihi merkezdeki iki ana meydan ve çevresi, Verona’da konaklama için öncelik vermeniz gereken yerler olmalı. Konaklamayı ayarlarken, Piazza Bra ve Piazza delle Erbe iki referans noktası olabilir. Castelvecchio Bölgesi biraz daha bütçe dostu olsa da sanki görünmez bir çizgi varmış gibi bir sokak ile nüfus değişiyormuş gibi hissettirdi bana. Verona’da konakladığımız adrese buradan bakabilirsiniz. Hem konumu hem ev konforu hem de 7/24 hizmet veren resepsiyonu ile en güvenilir konaklama deneyimlerimden biri arasına girdiğini söyleyebilirim.


Verona Card:
Adının hakkını veren Verona Card, 24 saat ve 48 saat olmak üzere iki seçenek sunuyor. Şehrin gerçek anlamda simge yapılarına ücretsiz giriş hakkı veren bu kart ile toplu taşımadan da ücretsiz faydalanabilirsiniz. Kartı buradan inceleyip, satın alabilirsiniz.
- 24 saatlik Verona Card: 27€
- 48 saatlik Verona Card: 32€


Verona Gezi Rehberi:
Piazza Bra ve Arena di Verona:
Verona’nın en simge yapısı sayılabilecek Verona Arenası, M.S. 1.yüzyıl civarında inşa edildiğinde 30bin kişilik kapasitesi ile İtalya’daki en büyük Roma Amfi Tiyatrolarından biri olmuş. 1117 yılında yaşanan depremle bir kısmı yıkılmış olsa da hala 15bin kişiye ev sahipliği yapabilen mermer blokları ile Piazza Bra’da tüm güzelliğiyle duruyor. Bir zamanlar gladyatör gösterileri ve diğer etkinlikler için kullanılan Arena, artık her yaz düzenlenen Verona Opera Festivali’ne ev sahipliği yapıyor. Haziran ve Eylül arasında yolunuz Verona’dan geçerse, bu muhteşem akustiğe sahip yapıda bir gösteriye bilet bakmayı unutmayın.
Etkinlik dışında da içerisini gezebilirsiniz.

Giriş: 10€, Verona Card ile ücretsiz.
Arenayı çevreleyen Piazza Bra, sanki şehir ile tanıştığınız bir karşılama salonu gibi. Şehrin ortaçağ kapılarından Portoni dei Bra’dan geçip Arena ile karşılaşıyorsunuz. Kafe ve restoranların mesken tuttuğu Piazza Bra, lokaller için bir buluşma noktası, turistler için Verona’da olduklarının kanıtı gibi bir yer. Birleşik İtalya’nın ilk kralı Vittoria Emanuelle II’nin atlı heykeli, belediye binası, Almanlar tarafından yapılan ve lokallerin bir limon sıkacağına benzettiği Fontana Delli Alpi çeşmesi gibi hem görkemli hem mütevazı bazı detaylarla dolu meydanda, bir banka ya da bir kafe terasına oturup biraz vakit geçirmek yeterince keyifli.


Piazza delle Erbe:
İmparatorluk döneminin forumu Erbe Meydanı, Verona’nın en turistik meydanlarından bir tanesi. Küçük bir meydan olmasına rağmen, farklı dönemlere ait yapılarla çevrili çehresi, her gün kurulan sabit pazarı ile şehrin en hareketli noktalarından. Bu pazar alanı orta çağdan beri var ancak şu an oldukça şekil değiştirmiş. Meydanda göreceğiniz Madonna Verona Çeşmesi, 1300’lü yıllarda Verona lordu tarafından yaptırılmış. Romalı bir vücuda, ortaçağ başlı bir prenses olarak Verona’yı temsil ediyormuş. Meydanın göze çarpan bir diğer yapısı Saint Marco Aslanı, Verona’nın dört yüz yıllık Venedik hakimiyeti sırasında yükselmiş. Gördüğümüz aslan replika. Orijinal aslan, Napolyon yönetimi sırasında Jakobenler tarafından yıkılmış. Ancak İtalya’nın birleşmesinden sonra buraya bir replika aslan yerleştirmişler.


Dikkatinizi çekebilecek bir başka heykel de elinde bir kılıç tutan kadın figürü. Birinci Dünya Savaşı sırasında Avusturya uçakları, Piazza delle Erbe’deki marketi bombalamış. 14 Kasım 1915 yılında, birçok ölüme sebep olan bu olay, ilk sivil bombalama olarak da tarihte yerini almış.

Palazzo Maffei:
Piazza delle Erbe’de barok cephesi ile hemen ilginiz çekecek Palazzo Maffei, Rolandino Maffei’nin 17.yy’da var olan yapıyı restore ettirmesi ile bugünkü şeklini almış. 14.yy’dan günümüze, özellikle Veronalı sanatçıların eserlerinin ağırlıklı olduğu, ancak Picasso, Rene Magritte, de Chirico gibi isimlerin de eserlerini görebileceğiniz geniş bir koleksiyona sahip müze antik ve moderni bir arada gezdiriyor.
- Giriş Ücreti: 15€ (Verona Card ile 7€)
- Salı günleri kapalı.
Torre dei Lamberti / Galleria d’Arte Moderna Achille Forti / Piazza dei Signori:
Lamberti Kulesi, 84 metre yükseklikte, eski kent merkezinde muhteşem bir Verona manzarasına şahit olabileceğiniz, çok eski tarihli bir kule. 1171’de yapımına başlanmış, 1295 yılında çan kulesi eklenmiş ve 1403’te yıldırım düşmesi sonunda yıkılmış. 1448’de yeniden inşa edilmeye başlanan kule 1463 yılında tamamlanmış. 1795 yılında da son bir dokunuşla eklenen saat ile bugünkü görüntüsünü kazanmış. İster merdivenle isterseniz asansör ile çıkabilirsiniz.

Lamberti Kulesi’nin eteğinde Verona’nın görece küçük ancak sahip olduğu koleksiyon bağlamında kesinlikle görülmesi gereken Modern Sanat Müzesi bulunuyor. Achille Forti’nin girişimi ve kişisel koleksiyonunun bağışlaması ile kurulan müze, erken dönem on dokuzuncu yüzyıl ve yirminci yüzyıl, ağırlıklı olarak Venetolu sanatçıların eserlerinden oluşan bir koleksiyon sunuyor. Müzenin en çarpıcı eseri Francesco Hayez’in Meditation’ı olsa da 1987’den beri galerinin çağdaş sanata adanmış bir bölümü de var.
- Giriş: 6€, Verona Card ile ücretsiz.
- Salı- Pazar günleri 10:00- 18:00 arası ziyaret edilebilir.
- Kasım – Mart ayları arası her ayın ilk pazar günü giriş 1€.


Piazza dei Signori ise etrafını saran farklı dönemlerden, farklı mimari tarzlardan oluşan yapıları ve ortasında kondurulmuş üç metrelik mermer Dante heykeli ile Verona’nın en sade ancak en güzel meydanlarından bir tanesi. Venedik stili Domus Nova, rönesans izleri taşıyan Palazzo del Commune, Palazzo del Podesta gibi yapıların gölgesinde birkaç kafenin terası, Loggia del Consiglio’nun merdivenlerine oturan Veronalılar, Dante heykelinin etrafında koşturan çocuklarla renklenen bir İtalyan meydanı.


Meydanı çevreleyen yollardan Via S.Maria Antica üzerinde yürümeye devam ettiğinizde Verona tarihinin en önemli ailelerinden biri Scaligeri Ailesi’nin gotik bir gösterişle karşınıza çıkan anıt mezarlarını görürsünüz. Yürümeye devam edip Via Arche Scaligere’ye doğru saptığınızda ise Casa di Romeo (Romeo’nun Evi) ile karşılaşırsınız. Ancak Romeo ve Juliet hikayesinin Verona ile bütünleştiğini kabul etsek de buradaki turistik görevi üstlenen Romeno’nun evi değil Juliet’in evi olmuştur.


Casa di Guiliette:
Romeo ve Juliet’i dünya çapında ölümsüz kılan, kuşkusuz, William Shakespeare’in ölümsüz dizeleridir. Ancak hikâyenin bundan öncesi vardır. Romeo ve Juliet’in öyküsü, Vicenzalı bir soylu olan Luigi da Porto tarafından 1531’de yazılmış. İlham kaynağının da Dante’nin Komedyası olduğu düşünülür. Araf’ın altıncı kantosunda birbirleri ile anlaşamayan iki ortaçağ ailesi Montecchi ve Cappelletti’den söz edilir. Montecchi’ler aslında 13. yüzyıldaki hizip mücadelelerine katılmış eski ve asil bir Verona ailesiydi; Cappelletti’ler ise Veronalı olduğuna inanılan Cremona’lı bir Guelph ailesiydi.
Zaman içinde sınırları aşan bu hikâye, Shakespeare tarafından ” Romeo ve Juliet’in en mükemmel ve en hüzünlü trajedisi ” olarak sahnelenmiştir.


Juliet’in evi olduğu inanılan Via Cappello 23’de bulunan kule ev, Capello adlı bir hana ev sahipliği yapan ortaçağ kökenli bir yapı. Ancak Verona’daki Capello Ailesi’nin Dante’nin Araf’ında geçen Cappelletti Ailesi ile hiçbir ilgisi yokmuş. 18.yy. sonunda bu eski han, Juliet’in evi olarak tanınmaya başlamış. O dönemden beri de neredeyse bir hac yolu gibi, Verona’ya gelenlerin mutlak duraklarından biri olmuş.
- Evi gezmek isterseniz giriş 12€.
- Salı-pazar günleri ziyaret edebilirsiniz.
- Avludaki Juliet heykelinin sağ göğsüne dokunursanız aşkı ve şansı bulacağınıza dair bir rivayet var.
- Verona Card ile giriş ücretsiz.


Verona’nın Göz Kamaştıran Kiliseleri:
Duomo di Verona / La Capitolare:
Diğer adı ile Cattedrale di sante Maria Matricolare, 12.yüzyılda inşa edilmiş bir Roma Katolik Katedrali. 1117 yılında gerçekleşen depremle yıkılan iki Paleo-Hristiyan kilisesinin yerine inşa edilmiş katedrale bir kompleks denmesinin sebebi tek bir yapıdan ziyade farklı yapılardan oluşması. Çan kulesi, Vaftizhane, Kütüphane, Müze gibi farklı bölümlerden oluşan yapıyı müze niyetine gezmek oldukça keyifli. Katedral içindeki şapelleri süsleyen fresklerin güzelliğini ve Veronalı ünlü sanatçıların ellerinden çıktığını da hatırlamakta fayda var. Cartolari-Nichesola Şapeli’nde Titian’ın “Assumption”ı bunlardan sadece bir tanesi.


La Capitolare, bu kompleksin en ilginç bölümlerinden biri. Hala faaliyette olan dünyanın en eski kütüphanesi olma gibi bir iddiası var. Çıkış noktası bir Scriptorium, yani keşişlerin Katedral kanonlarını kopyaladıkları bir atölye olan kütüphanenin M.S.517’den beri varlığını sürdürdüğü tahmin ediliyor. La Capitolare’nin arşivinde, erken ve modern döneme ait çok sayıda basılı kitap, değerli bir parşömen arşivi, resim ve arkeolojik koleksiyon yer alıyor. Bunların yanı sıra Ursicinus kodeksi ve meşhur Veronese Bilmecesi gibi yerel dilin ilk kayıtlı örneği sayılan belgeler de burada. Katedrali gezmeseniz bile, La Capitolare’ye vakit ayırmanızı tavsiye ederim.
- Giriş: 7€
- Çarşamba günleri kapalı.


Basilica di Santa Anastasia:
1290’lı yıllarda, Dominikenlerin bölgeye yerleşmesi ile yapımına başlanan kilise, içlerinde Scaliger Ailesi’nin de yer aldığı dönemin önemli ailelerinin de desteği ile yükselmeye başlamış. Ancak göreceğiniz gibi dış cephesi asla tamamlanamamış. Santa Anastasia, Verona’nın en büyük kilisesi. Zemini kaplayan, siyah ve beyaz mermerler Dominiken geleneğini temsil ederken, kırmızı mermerler ise İsa’yı ve şehitleri simgeliyor. Yine bir dini kompleks ziyaretinden çok, sanat eserlerini görme maksadı ile listemize giren bu kilisede Pellegrini Şapel’ indeki Pisanello freskleri dikkatimizi çekiyor.


Chiesa di San Fermo Maggiore:
Adige nehrinin kıyısında bulunan bu kompleks, 304 yılında öldürülen Aziz Fermo ve Aziz Rustico anısına, öldürüldükleri yerde 5. Ve 6.yy. arasında yapılmış. Kompleksin alt tarafı bir Romanesk kilise, üst tarafı ise Gotik bir kiliseden oluşuyor. Alt kilisenin freskleri ve üst kilisenin tonoz ahşap tavanı ve tavana yerleştirilmiş 406 aziz büstü, San Fermo Maggiore Kilisesi’ni görmeye değer kılıyor.


Basilica di San Zeno Maggiore:
Verona’nın tarihi merkezinin biraz dışında kalan, vaktiniz varsa uğrayabileceğiniz bir diğer yapı San Zeno Kilisesi, tarihi bronz kapısı, tüf taşı ve tuğla kaplı cephenin verdiği sıcak renkleri ve sade ancak etkileyici iç dekorasyonu ile Kuzey İtalya’nın en güzel ve en iyi korunmuş romanesk kiliselerinden bir tanesi. Romeo ve Juliet’in burada evlendiğini öne süren rivayet ise, kilisenin biraz daha popüler olmasına katkı sağlamış.
Castelvecchio Museum:
Ortaçağda şehri yöneten Scaliger hanedanın en önemli askeri yapılarından biri olan kale, günümüzde bir müzeye çevrilmiş. Ortaçağ, rönesans ve modern sanat yapılarını bir arada görebileceğiniz geniş bir koleksiyon var. Aynı zamanda bir askeri müze olarak da değerlendirebilirsiniz. Döneme ait silahlar, kıyafetler gibi birçok detay var. Müzeyi gezmeseniz dahi, avlusunda ve Scaliger Köprüsü üzerinde vakit geçirebilirsiniz.


Tarihine bakacak olursak, Adige Nehri üzerindeki şehrin kuzey erişimini kontrol etmek için müstahkem bir nokta sağlamak amacıyla Cangrande II della Scala tarafından 1354 ve 1356 yılları arasında inşa edilmiş. Muhtemelen çok daha önce var olan bir Roma kalesi ya da köprüsü üzerinde yeniden yükseldiği düşünülüyor. Verona, Venedik Cumhuryeti tarafından kontrol edildiğinde, kale kışla ve silah deposu olarak kullanılmış. 17-18. yüzyıllarda Askeri Akademi’nin merkezi olmuş.
Eğer yapıyı dışarıdan fotoğraflamak isterseniz, haritanıza PANOROMA DI CASTELVECCHIO yazın ve Adige Nehri kıyısında Riva S. Lorenzo üzerindeki banklardan kendinize bir yer kapın.

Castel San Pietro:
Muhteşem bir Verona manzarası için vakit Adige Nehri’nin karşı yakasına geçme vaktidir. İster yürüyerek isterseniz füniküler desteği ile Castel San Pietro’ya doğru yola çıktığınızda varış noktanız sizi hayli mutlu edecek. Özellikle gün batımına doğru manzaranızın kat be kat güzelleşeceğinin de altını çizmek gerekir.


Bu yürüyüş rotasında mutlaka Verona’nın en eski roma köprüsü Ponte Pietro’dan geçerek ilerlemeli ve Castel San Pietro’ya vardığınızda yapımının M.Ö.100’lere dayanan bu roma köprüsüne bir de yukarıdan bakarak, şehre ne kadar yakıştığına tanıklık etmelisiniz. Özetle şehrin bu yakasına en çok yakışan plan;
- Ponte Pietra’dan geç,
- Focacceria Ponte Pietra’dan harika bir sandviç sardır,
- Punto Panoramico’da manzaranın tadını çıkar.

Museo Archeologico al Teatro Romano:
Karşı yakada gezmek isteyebileceğiniz bir diğer küçük müzede, ağırıklı olarak Verona ve çevresinde bulunan Roma dönemine ait parçalar sergileniyor. Müzenin en ilgi çekici kısmı ise Büyük Teras dedikleri ve 2002’de ziyaretçilere açılan, Roma sütunlarının ve anıtlarının sergilendiği kısım. Aynı zamanda çok güzel bir şehir manzarası sunuyor. Kuzey İtalya’nın en iyi korunmuş roma tiyatrolarından birinin üzerine, 10.yy’da ve hatta daha da geçmiş bir tarihten başlayarak evler ve kiliseler inşa edilmeye başlamış ve neredeyse tiyatronun her yeri bu yapılarla kaplanmış. Zengin bir tüccar olan Andrea Monga (1794-1861) burayı satın alarak kapsamlı bir yıkım ve kazı çalışması başlatarak tiyatroyu “yeniden keşfetmiş”.
- Giriş: 9€
- Pazartesi günleri kapalı.
- Verona Card ile ücretsiz.


Giardino Giusti:
On dördüncü yüzyıl sonunda, Verona’nın başlıca zenginlik kaynaklarında biri de yün boyama fabrikalarıymış. Giusti Ailesi de bu endüstrideki payını arttırmak için buradan bir arazi satın alıp Toskana’daki evlerinden Verona’ya taşınmış. Bahçelerin bulunduğu yere devasa boya kazanlarını yerleştirmiş. Yani bu bahçeler bir zamanlar bir boyama fabrikasının parçası olmuşlar. On altıncı yüzyılda ise fabrika binaları yerini bir saraya bırakmış. Dönemin modasına uygun olarak, selvi ağaçları, çeşmeler yerleştirilmiş. Bu dönüşümün arkasındaki isim de Agostino Giusti olmuş. Yeni saray, yün işçiliğinde kullanılan çeşitli binaların tek bir çatı altında bir araya getirilmesiyle yaratılmış.


Giusti Bahçesi’nin dönemin elitleri için bir tür estetik referans noktası sağlayan Medici bahçeleri ile birçok ortak özelliği varmış. Kaya yüzüne oyulmuş devasa bir grotesk maskenin yükseldiği mağarada sonlanan uzun selvi ağaçlı yok, bahçenin en güzel köşelerinden biri.